Zaman ne tuhaf? 2 yıl, göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş ve gitmiş. İsmime yaraşır tembelliğimle günlük tutmayı bile unutmuşum. 2 yıl önce dinlemiş ve hayranı olmuş olduğum, günümüzdeyse unuttuğum şarkıyı açtım, bir kez daha. Sting- A Thousand Years.
Ve tek bir diyeceğim var.
— WAOW!
İşte bu. Ağzımı geniş mi genişçe açarak, tüylerim ürpererek... Anlatılamayan beni anlatabilen daha iyi kaç şarkı var? Daha iyisi hiç var mıdır? Beni anlatan, anlattığım hikayeyi anlatan...
Ve her mısrası, hikayemin gidişatını belirleyecek bir şarkı! Her mısrasında ayrı hayat buldu, olaylar. Olaylar dizileri... İlhamlar, gitmem gereken yolu çizen bir harita adeta!
İçime aydınlık tutan ufak mum ışığı!
Şimdiyse hikayemi nasıl işleyeceğim. Gidilen yön belirli, anlatılması gerekilenler belli. Ancak nasıl? Ne şekilde? Hangi kelimelerle? Doğruluğunu nasıl bulabilirim?
Narin, kıvrak, keskin ve kesinlikle tahmin edilemez! Güzel bir ağacı; yemyeşil büyük yapraklarını oluşturacak, kırmızı ve mavinin en doğru tonlarını vererek, Güneş'in altında yükselmiş bir Dolunay gibi parlayacak?
Güzelliği büyüleyecek, duygularıyla iç geçirtecek... Böylesine bir derinliği kelimeler nasıl taşıyabilir? Taşıyabilir mi?
Binlerce yalan, binlerce savaş, binlerce gizem ve yalnızca onu gördüğünde ortaya çıkacak ebedilik.
Günlükten vazgeçtim, burası iç dökme yerim olsun bu vakitten sonra.
Yorumlar
Yorum Gönder